KÖŞE YAZISI:ALİ HİKMET PAŞA MEYDANI VE KÜÇÜK ŞADIRVAN ÜZERİNE… « Balikesir’den güncel haberler

KÖŞE YAZISI:ALİ HİKMET PAŞA MEYDANI VE KÜÇÜK ŞADIRVAN ÜZERİNE…

KÖŞE YAZISI:ALİ HİKMET PAŞA MEYDANI VE KÜÇÜK ŞADIRVAN ÜZERİNE…
Son Güncelleme :

29 Aralık 2022 - 17:00

Ali Hikmet Paşa Meydanında düzenleme çalışmaları başlayıp bir de üzerine ortadaki adada şadırvan restorasyonu yapıldığı günden beri şehrin gündeminde bu konu var.

Ancak sosyal medyada ya da sağda solda konuşulanlara bakılınca bu şehirde yaşamanın ne kadar zor olduğunu bir kez daha sarsıla sarsıla anlıyor insan…

Öyle şeyler duyuyor, okuyorum ki ne diyeceğimi bilemiyorum.

Tabi ki memlekette ifade özgürlüğü var, fikir beyan etmekte serbest herkes…

Ama bir konuda fikir beyan etmek için o konuda bilgi sahibi olmak gerekiyor.

Örneğin bendeniz mesela ameliyata giren bir operatöre, cerraha yapacağı bir operasyonla ilgili tavsiye, görüş verebilir miyim?

Ne haddime…

Herkes bilmediği bir diğer konunun cahilidir, işte bundan dolayı yedimizde de yetmişimizde de birşeyler öğreniyoruz ya…

O yüzden şadırvanla ilgili yapılan çoğu yorum da ne yazık ki eksik ya da olayı bilmemekten kaynaklı yanlış ifadeler içeriyor.

Bir defa Ali Hikmet Paşa Meydanını süsleyen bu şadırvanın eskiden  “Küçük  şadırvan” ismiyle onlarca yıl bu bölgede bulunduğunu kaydederek başlayalım işe…

Yani bazılarının dediği gibi durduk yerde çıkan, birilerinin sıfırdan projelendirdiği bir yapı değil bu şadırvan…

Üstelik bunu önerenlerin en başında gelen kişi de benim…

O yüzden yapılan yorumlara kendi bakış açımdan cevap vermeyi bir zorunluluk olarak görüyorum.

Öyle yorumlar var ki…

İnanılır gibi değil…

Bu yapıya ne kadar ödendi diye sorup olayı su faturasına kadar götürenler…

Şadırvanın ahşaptan yapılması yüzünden sanatsal bulmayanlar…

Boyutuna, malzemesine, şekline takılanlar …

Trafikle bağlantısını kurup meydanın ortasında olmasından dolayı yerini beğenmeyenler…

Say say bitmez.

Bir kere bu tür projeler durduk yerde detaylı inceleme ve araştırma yapılmadan, projesi hazırlanmadan yapılmaz.

Tabi ülkemizde başarılı olduğu kadar keşke hiç dokunmasalarmış dediğimiz birçok restorasyon ve rekonstrüksiyon projesi de var elbet…

Mesela benim bu projede takıldığım konulardan biri yeri biri de üstteki kubbenin malzemesi ve rengi…

Olaya trafik düzeni açısından yapılan yaklaşıma uzmanı olmadığım için birşey diyemiyorum.

Ancak bizim kadar merkezine araç giren, bu kadar yaya dostu olmayan, bu kadar araç isgali altında olan bir başka kent daha görmedim.

Adam sormuş; zaten yollar dar bu kadar araç merkeze nasıl girecek.

Çünkü adam böyle bir mecburiyet olduğuna, araçların şehrin en ortasına kadar istediği gibi, kuralsızca, rahatca girebileceğine inandırmış kendini…

Girmeyecek efendim bu kadar basit…

Dünyanın hiçbir modern kentinde, bu kadar araç kent merkezine giremez.

Her tarihi kentin, mümkün olduğunca araçtan arındırılmış bir old City’si (eski şehir bölgesi) vardır.

Zaten bu projede de trafik akışı değişmiyor ki…

Eskisi gibi yollar maşallah olduğu gibi aynı düzeninde duruyor.

Ki zaten bu bölgede eskiden beri havuz ve çevresindeki ada vardı.

Yapılan sadece üstüne eskiden olduğu gibi “küçük şadırvanın” rekonstrüksiyonunu yapmak…

Ben yer konusunda eski “Pehlivanlar Gazinosunun” olduğu bugün de güvercinlerin olduğu bölgeye yapılması fikrini makul buluyorum mesela…

Meydanın ortasında yapılacak yuvarlak bir göbekle trafik düzeninin yeniden ayarlanabileceği gibi görüşlerin de incelenmeye değer görüşler olduğunu düşünüyorum.

Yani ortak aklın devreye girmesi …

Ben yaptım oldu yerine gelin beraberce düşünelim, en doğrusunu tartışarak hep birlikte bulalım anlayışı…

Keşke bu projede de böyle bir anlayış devreye girebilseydi.

Özetle; ahşaptan da sanat olur hem de alası…

Bu şadırvan eskiden bölgede var olan “Küçük Şadırvan”

Yapılan eski görüntüleri baz alınarak orijinalinde olduğu gibi ahşaptan rekonstrüksiyonunun gerçek boyutlarda ve  formda yapılması…

Dediğim gibi belki güvercinlerin olduğu alanda ve kubbesi daha kaliteli ve olması gerektiği gibi bir kurşunla olsa daha iyi olabilirdi.

Trafikte değişen birşey yok, aynı tas aynı hamam…

Tarihi eser fakiri bir şehiriz, mümkün olanı onarmak yapmak boynumuzun borcu…

Bunları yapmadan marka, odak şehir ” olamayız.

Bütün marka şehirler kültür varlıkları ve tarihleriyle başardılar bunu …

Bir de bu şehrin öğrenmesi gereken en önemli kelime “SENKRON”

Yapılan bir yorumda fabrika, yatırım olmadan kültür sanat boş iş demiş vatandaşın birisi…

Almanlar ikinci dünya savaşından sonra opera binalarını yaparak başladılar işe…

Ayrıca belediyelerin bu tür görevleri olmadığını anlatması gerek birilerinin artık böyle olduğunu sanan insanlara…

Siz yol da yaparsınız müze de kanalizasyon yaparken restorasyon da yaparsınız, bu eş zamanlılıktır yani senkron…

Kültürün, sanatın,zanaatın olmadığı yere de kent denmez zaten…

Milli Kuvvetler Caddesini anlatmaya çalıştığım old city bölgesine giren bir iç yol değil de şehrin bir ana arteri gibi görmek zaten en başta yaptığımız en büyük yanlışlık…

Bu meydan düzenlemesinden sonra bu yayalaştırma şart olmuştur bunu da bilesiniz.

YORUM YAP

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.