Ne demişti 2500 yıl önce Aristoteles şehir için…
“Şehir, sadece hayatı sürdürmek için değil, iyi bir hayatı yaşamak için kurulur.”
Biz ne yaptık ya da ne anlıyoruz peki şehrimiz özelinde…
Gelin bakalım ilerleyen satırlarda…
Şehirler sadece altyapıdan ibaret (asfalt, beton, binalar, yollar, kanalizasyon) yerler değildir.
Şehirlerin de insanlar gibi kimliği, kişiliği ve bir ruhu vardır. Yani şehirler, bünyesinde yaşayan insanlar arasındaki bir kültür ve bir arada yaşama sözleşmesidir.
Kısacası; şehir fiziki bir yığından çok daha fazlasıdır; şehir bir ruh ve bilinç alanıdır.
Gelin şimdi bu felsefi aynayı doğrudan yaşadığımız yere, Balıkesir şehir merkezine tutalım.
Balıkesir merkez; kırsalıyla birlikte yaklaşık 390 bin, sadece şehir merkezindeki kentsel alanıyla ise 320 bin kişinin yaşadığı devasa bir organizma.
Bu rakam size sıradan gelebilir ama günümüzde Avrupa’da ya da ABD’de 300 bin civarındaki kentler; hafif raylı sistemleri, uluslararası fuar merkezleri, devasa meydanları, yayalaştırılmış canlı sokakları, tiyatroları ve nitelikli kültürel-sanatsal etkinlikleriyle adeta birer “metropol” kıvamında sosyal hayata sahip…
Ülkemizde toplam nüfusu Balıkesir’in sadece merkez ilçeleri kadar etmeyen birçok il var.
Yani Altıeylül ve Karesi, tek başlarına bile Anadolu’daki pek çok şehirden daha fazla nüfusu bağrında barındırıyor.
Peki, biz bu kadar büyük bir potansiyele sahipken ne yapıyoruz?
Koca bir “hiç!”
Balıkesir merkez nüfusu, son bir yüzyılda 30 binlerden 300 binlere fırlayan agresif bir nüfus artışına maruz kaldı.
Ancak bu demografik sıçrama, sosyolojik bir olgunlaşmayı beraberinde getirmedi.
Şehre gelen göçle birlikte dikilen binalar ve yapılan yollar şehri fiziki olarak büyüttü ama ne yazık ki bu fiziki büyüme; modern bir şehir mimarisini, altyapıyı ve en önemlisi “şehirli kültürünü” tam olarak içselleştirmemize yetmedi.
Şehrimiz hala yoğun şekilde, kırsaldan getirdiği yaşam formunu kentte de aynen devam ettirme düşüncesine ve tutumuna sahip…
Üstelik yaş almış vatandaşlarımızdan oluşan nüfus karakterinin getirdiği o dingin, ama aynı zamanda dinamizmini kaybetmiş muhafazakarlığının etkisinde yaşıyor.
Kırsaldaki o samimi ama kamusal alan kuralı tanımayan alışkanlıklar, ne yazık ki mahalleleri ve şehrin merkezindeki kültürü de etkisi altına almış durumda.
Sonuç ?
Ne yazık ki şehirli olamadık; sadece nüfusu agresif şekilde artmış büyük bir kasabada yaşamaya devam ediyoruz.
Sayın Şehirli ve Sayın Akbıyık; Elinizdeki Gücün Farkında mısınız?
Gelelim bu sistemsel çıkmazın yerel yönetim boyutuna…
Şehir merkezimizde yaklaşık 190’ar bin nüfusa sahip iki devasa merkez ilçe belediyemiz ve onların da üzerinde bir Büyükşehir Belediyemiz var.
Ancak yerleşmiş kalıplar ve alışkanlıklar o kadar katılaşmış, o kadar kemikleşmiş ki; Altıeylül Belediye Başkanı Hakan Şehirli ve Karesi Belediye Başkanı Mesut Akbıyık bu büyüklüğün yarattığı sorumluluğun ve potansiyelin yeterince farkında değiller.
Ya bu bilince sahip ve hazır değiller ya da bu sistemsel çıkmazın içinde boğulup rutin hizmetlerle günü kurtarma derdindeler.
Sayın Başkanlar; her biriniz tek başınıza Türkiye’deki birçok il merkezinden daha büyük bir nüfusu yönetiyorsunuz!
Sizin göreviniz sadece çöp toplamak, rutin park-bahçe bakımı yapmak ya da seçim dönemi göz boyayacak üç beş kaldırım taşı döşemek olamaz.
Bu şehir artık “rutin belediyecilik” ezberiyle yönetilemeyecek kadar büyüdü.
Balıkesir halkı neden hala modern bir hafif raylı sistemden mahrum?
Bu şehrin neden uluslararası çapta bir fuar merkezi yok?
İnsanların nefes alacağı, sanatla buluşacağı büyük meydanlar ve yeşil alanlar nerede?
Neden çarşı merkezinde, esnafın ve halkın nefes alacağı yayalaştırılmış sokaklar projelendirilmiyor?
Neden hala özellikle de çarşı merkezindeki çöküntü bölgelerinde kentsel dönüşüm adına herhangi bir çalışma yapılmıyor?
Bunlar gibi birçok büyük proje…
Şehri yönetenler bu vizyonu oluşturmayı sağlayacak bu türden projelerin farkında mı?
Acaba iki merkez ilçe belediye başkanımız ve Sayın Akın gerektiğinde yanlarına ilgili daire başkanlarını ya da genel sekreter ve yardımcılarını vs. alıp bu ihtiyaçları görüşüyorlar mı?
Pop konserleri düzenlemeyi “kültürel ve sanatsal etkinlik” sanan dar vizyon, bu kentin entelektüel açlığını doyurmaya yetmiyor. Bunun en somut örneğini daha birkaç gün önce açılışı yapılan şehir tiyatrosunda gördük.
Şehir; yönetenlerin vizyonu ile yaşayanların kentlilik bilinci, nezaketi ve talepleri örtüştüğünde gerçek anlamda bir “şehir” olur.
Sevgili Balıkesirliler; bizler kenti sadece tüketen sakinler olmaktan çıkıp, hakkını arayan ve ortak yaşam kurallarına saygı duyan “şehirli” bireyler olmak zorundayız.
Ve Sayın Başkanlar; elinizdeki 300 küsur binlik gücün farkına varın.
Bize taşra refleksleriyle yönetilen ruhsuz beton yığınları sunmaktan artık vazgeçin; bize hak ettiğimiz modern metropol hayatının kapılarını açacak vizyoner projelerle gelin.
Aksi takdirde, büyüyen binaların gölgesinde küçülen bir kasaba olarak kalmaya mahkum olacağız.
